- Ana Sayfa
- Beşiktaş'tan Haberler
- Futbol
- Basketbol
- Voleybol
- Hentbol
- Beşiktaş Hakkında
- Kulüp Kimliği
- Oyuncu Kadrosu
- Teknik Kadro
- Yönetim Kurulu
- BJK İnönü Stadı
- Önerilen Siteler
- Beşiktaş Resmi Sitesi
- Kartal Yuvası Mağazası
- Beşiktaş Dergisi
- Yavru Kartal Dergisi
- Serencebey Gazetesi
- BJK.COM
Beşiktaş'a transfer lazım..
Kartal'ın hakkı Kartal'a...
Beşiktaş beklentilerin aksine ligin ilk yarısını puan cetvelinde ikinci sırada tamamlayarak herkesin sezon başı tahminlerini alt üst etti. Bu başarılı çizgiden ötürü, bu zor işi başarabilen teknik heyeti ve cesur yürekli oyuncu kadrosunu tekbir ediyorum.
Orta sahaya takviye şart
Ligin ilk yarısının ardından ortaya bir durum çıktı: Beşiktaş'ın orta sahası zayıf. Oyunu kuran ve yönlendiren kısım, orta sahadır. Takım savunmasının da hücumunun da bel kemiğidir orta saha. İlk yarı sonunda görüldü ki Beşiktaş hücum olarak bütün planlarını Fernandes'e dayandırmış. İlk yarının son 4 maçı ve ikinci yarının ilk maçında gördük ki Beşiktaş, Fernandes olmadan pozisyon üretmekte çok zorlanıyor. Bu süreçte Beşiktaş tam 6 puan kaybetti. Orta sahada Fernandes dışında bir de Oğuzhan var bu işleri becerebilen. Her geçen hafta olgunlaştırdığı futbolunun yanı sıra genç Oğuzhan'ın deneyim eksiği, henüz takımı sırtlayacak oyuncu pozisyonunda olmamasının sebebi. O zaman Beşiktaş'ın orta sahaya, oyun stili olarak Fernandes ile Oğuzhan arasında bir futbolcu daha katması gerekiyor. Bu ikiliden birini olmadığı her maç Siyah Beyazlılar için çok zor geçiyor.
Sağ bek de lazım
Hilbert, rakip oyuncuları marke etmiyor; adeta refakat ediyor!.. "Aman beni çalımlayıp rezil etme de topu istediğin yere at" der gibi, adama eşlik ediyor sahada.. Tabi rakip oyuncular da bu ikramı geri çevirmeyip, her pozisyonda Beşiktaş kale önüne tehlikeli toplar atıyorlar.. Sol bekte de durum aynı aslında. Yeni transfer Gökhan Süzen'in bu gidişe dur diyeceğini umuyoruz.
Hilbert'in tek özelliğinin hızlı çıkışları olduğunu söyleyebiliriz. Ama iş hızlı çıkmakla bitseydi, atletizm takımından 100 metrecileri doldururduk takıma, bütün sorunları çözerdik! Kazın ayağı öyle değil işte.. Maçlarda dikkat edin; Hilbet'in maç başına kaç topu takım arkadaşlarına gidiyor? Hemen hemen sıfır! En iyi oynadığı maçlarda bile en fazla 1-2 topu arkadaşlarıyla buluşturabiliyor Hilbert. O kadar dengesiz ki. Bütün topları rakibe atıyor! Beşiktaş'ın ani atakları bir anda Hilbert yüzünden rakip kontra ataklarına dönüşüyor. Hilbert'in hızını görenlerin bunu da görmesini bekliyorum...
Ah bu hakemler..
Ligin ilk yarısının ikinci maçı.. İnönü'de.. Beşiktaş, Galatasaray'ı 3-2 yenmek üzere.. Beşiktaş'ın eski futbolcusu Burak ceza sahasının içinde kendini yere bırakıyor. Hakemler bu sahte düşüşü yemeye dünden hazırmışlar gibi kariyerlerini hiçe sayarak penaltıyı veriyorlar.. O sahte penaltı ile 3-3 biten maçta Galatasaray hak etmediği 1 puan alırken, Beşiktaş'ın hak ettiği 2 puan resmen gasp ediliyor.. Verin bu puanları sahiplerine.. Bakın bir hata nelere mal oluyor: Ligin ilk yarısının lideri Galatasaray değil, Beşiktaş oluyor..
Gelelim ligin ikinci yarısının ilk hafta maçına.. Beşiktaş çok iyi oynamasa da İ.Belediyeyi 2-1 yenmek üzere.. Belediyeli Doka topu önce bileğiyle, sonra koluyla düzeltip önüne alıyor.. Hakemlerin dördü de öyle bakıyor.. Doka'nın uzaktan vuruşunda Sivok'a çarpıp kaleciyi yanıltan top Beşiktaş'ın 2 puanını daha alıp götürüyor.
Hakemler Doka'nın elini-kolunu görmezden gelmiş olabilirler mi? Olamazlar.. Öyle olsa hakemlikten el çektirilmeleri gerekir... Bu durumda sahada birlikte koşuşturmakta oldukları oyuncuların gördüğünü hakemlerin hepsinin birden göremediğini kabul etmek zorundayız. O zaman herkesin net gördüğünü hakemlerin biri bile göremiyorsa, o hakem heyetine "siz hakem misiniz?" demek ve yine görev vermemek gerekmez mi?... Bakın bir hata "yine" nelere mal oluyor: Lider Beşiktaş olacakken yine Galatasaray oluyor!..
Muzaffer'in Köşesi Köşe Yazıları

