Beşiktaş, Tayfur hocanın göreve gelmesi ile birlikte 4-2-3-1 oynuyor. Tek forvetin arkasında 3'lü oynanan bölgeye bendeniz "Mezopotamya Vadisi" ismini verdim. Düşünsenize.. Sağınızda Simao.. Solunuzda Quaresma.. Önünüzde Almeida, Bobo.. Arkanızda Ernst, Necip, Fernandes, hatta Guti.. Her an gol pozisyonunun içindesiniz.. Sağınızdan orta, solunuzdan orta.. Yanından ver-kaç.. Her hareketiniz, sizi maçın adamı yapmaya aday.. Tabii becerebilirseniz...
Schuster orada Nobre ile başladı pek çok maça. Ancak Nobre, "pas yapmasını beceremeyen tek Brezilyalı" olma özelliğine ilave olarak bu sezon geliştirdiği "şut atmadan maç tamamlayan tek forvet" olma özelliğini de ekleyince ortaya tadına doyulmaz bir "saç-baş yolmaca" yaşanıyor Beşiktaş tribünlerinde.
Tayfur Hocam. Nihat iyileşti. Nihat'ın, futbol kariyeri boyunca en başarılı olduğu pozisyon, o pozisyon. İspanya'da da, Milli Takımımızda da.. O Nobre'nin ziyan ettiği forma var ya.. O forma Nihat'ın Beşiktaş'ı da kendini de seni de kurtaracağı can yeleği olacaktır.
Sür Nihat'ı sahaya...
Evet, orada Guti'yi oynatıyorsun. Ama bana kalırsa Guti bizim "boğuşma liginde" 90 dakikaları ardı ardına taşıyamıyor. Arada Nihat'la değiştirebilirsin. Hatta bence Guti'yi Simao ile değiştirip oynata da bilirsin. Bu alternatifi de düşün...
Evet, orada Guti'yi oynatıyorsun. Ama bana kalırsa Guti bizim "boğuşma liginde" 90 dakikaları ardı ardına taşıyamıyor. Arada Nihat'la değiştirebilirsin. Hatta bence Guti'yi Simao ile değiştirip oynata da bilirsin. Bu alternatifi de düşün...
KADROYA HÂLÂ TAKVİYE LAZIM!
Kadromuzun ön tarafı iyi ama arka tarafı kötü. İstikrar yok. Aynı dört adamla 10 maç üst üste oynasak, sorun büyük oranda çözülecek. Ama tamamen değil. Çünkü maalesef bazı elemanlarımız istediğimiz seviyenin altında. Daha doğrusu, arkadaki bazı elemanlarımız, öndekileri tamamlayabilecek ÇAPTA değil.
Takım savunması yalnız arka tarafla çözülecek bir problem değil elbette. Futbol icat edildiği günden beri, "orta saha elemanlarının hem hücum hem savunma" görevi vardır. Evet, futbolda en zor iş, orta saha oyuncusu olmaktır. Bu nedenle Fernandes getirildi. Ama oynatamıyoruz / oynatmıyoruz. Sene sonunda 18,5 milyon Euro'luk bonservisi yüzünden göndereceğin kesin olan bir adamı oynatmaya çalışmak da bizim gibi bütün hedeflerini kaybetmiş bir takım için gereksiz.
O bölgede birinci adamımız Ernst. O da ligin ikinci yarısına sakatlıkla ve buna bağlı form düşüklüğüyle başladı. Bir de NECİP'İMİZ var. Genç henüz. Ama oynamalı. Sürekli oynamalı. Bir kişi daha lazım. İki kişilik o önemli bölgeye en az 3-4 iyi aday lazım.
Bizde maalesef sorun burada başlıyor. Aurelio eski Aurelio değil. Olmuyor, olmayacak da. Etliye sütlüye karışmadan, sağından soluna, solundan sağına, al gülüm - ver gülüm... Olmaz kardeşim. Taşın altına elini koyacaksın. BAK NECİP'E. HER TOPA GİRİYOR. Çalım yerin diye korkmuyor. Çalım yesen ne olacak? Pulların mı dökülecek? Çok büyük ünün var da onu mu kaybedeceksin? Kimsin sen?
Yeri gelmişken; bu sözlerim, rakibine girmeyen, gol yediğimiz pozisyonların çoğunda tekrar gösterimlerde net olarak görüldüğü gibi POZİSYONDAN KAÇAN, ihale üzerime kalmasın diye ceza sahasına bile girmeyen, KAÇAK GÜREŞEN EKREM için de geçerli...
Uzun lafın kısası;
Orta sahaya lig maçları düşünülerek kiralık olarak transfer edilen Fernandes'ten de yararlanamıyoruz..
- Fernandes!in bonservisi alınmayacaksa, tapusu bizde olmak üzere, bir Ernst daha bulmalıyız...
- Bu takımda 1 tane 'gerçek sağ bek' transfer edilmeli.
- 1 tane de 'sol bek' transfer edilmeli.
Gönül ister ki bu adamlar YERLİ olsun. Beşiktaş'ın ve Milli Takımın değişmezleri olsunlar. Hatta keşke alt yapıdan adamlar çıksa bu eksikleri gidermek için...
- Eğer Ferrari-Sivok ikilisinden biri ya da ikisi gönderilecekse o zaman çok iyi ve deneyimli bir de syoper lazım...
TAYFUR HOCADAN DENİZLİ TAKTİĞİ
Denizli Beşiktaş'ın başındayken herkes onu "defansif futbol oynatmakla" suçluyordu. Hocaya "neden tek forvetle oynuyorsun, Nobre'nin yanına Bobo'yu da monte etsenize, Bobo çok formda, çift santrforda daha çok gol atmaz mı Beşiktaş?" diye sorulduğunda her seferinde "takım savunması" diye cevap verirdi. "Çift santrforla oynamak, takım savunmasını sekteye uğratır. Her rakibe karşı takım savunmasını hafifletemezsiniz. Bizim ligimizde mücadele futbolu oynanıyor. Bu nedenle takım savunmasını / takım mücadelesini güçsüzleştiremem" diyordu..
Schuster'in gözardı ettiği o boğuşma futbolunda fizik mücadele bakımından geri kalınca, istediklerinizi yapamayacağınızı vurgulordu Denizli.
Şimdi.. Yeni takımımızın sezon başından beri en büyük zaafı "takım savunmasını becerememek" değil miydi? Neden? Çünkü arkamız sağlam değildi. Ama bundan da önemlisi orta sahanın arkası sağlam değildi.. Schuster tek ön liberoyla oynuyordu da ondan...
Defans dörtlüsünde bir türlü kadro istikrarı sağlanamadı. Orta sahanın savunması hafif kaldığı için de bir türlü "savunmayı aksatmadan hücumu organize edebilen" bir orta sahaya kavuşamadık...
İşte Tayfur Havutçu, tıpkı Denizli gibi Ernst-Necip iklisi ile orta saha direncini artırdı ve güvenle oynayan dinamik bir takım kendiğinden oluştu.

