ÖZET : Beşiktaş kadro yapısına uygun oynatılmıyor. Çok yavaş oynuyor. Bazı oyuncuların yalancı izlenimleriyle kaptıkları forma altında sergiledikleri verimsiz futbol yüzünden aynı zamanda çok da yavan oynuyor.
Beşiktaş’a maalesef hâlâ yeni oyuncular gerekiyor. İyi bir sağ bek, iyi bir sol bek ve mücadeleci bir orta saha oyuncusu lazım.
------------
Ah Beşiktaş!
Sezonun henüz ilk yarısında şampiyonluktan koptuk. Sezon başında yalnız Beşiktaşlıları değil, tüm Türkiye’yi heyecanlandıran iki dünya yıldızı getirmiştik; Guti ve Quaresma. İlk yarı boyunca çok sakatlıklar oldu kadroda. Hatta bu iki yıldızı ligin ilk yarısında yalnız 3,5 maç bir arada oynatabildik. Ama şampiyonluğa erken havlu atmamızın gerekçesi yalnızca bu iki yıldızın sakatlanması olamaz. Şampiyonluk potasından düşmediğimiz sezonlarda böyle yıldızlarımız yoktu. Diğerlerinde de yok. Ama ilk yarı biterken sakatlanan adam sayısı toplamda 21’i bulunca erken kopmayı, bu çok sayıdaki sakatlıklara bağladık.
Devre arasında 3 dünya yıldızı daha aldık. Dudak ısırtan, kıskandıran bir hücum hattı oldu Beşiktaş’ın. Guti, Quaresma, Simao, Almeida, Fernandes.. Üstüne elimizdeki Türkiye şartlarına göre çok iyi futbolcularımız da vardı. Bobo, Ernst, Sivok, Ferrari, Toraman, Üzülmez. Müthiş gençlerimiz de vardı. Necip, İsmail, Onur. Sonuç : Kocaman bir sıfır!. Peki neden?
İnsanın “un var, yağ var, şeker var, usta sıkıntılı galiba” diyesi geliyor ama, usta da koskoca Schuster!.. Elbette ligin ikinci yarısında yeniden şekillenen bir Beşiktaş kadrosu var. Üstelik dünya yıldızlarıyla şekil almaya çalışıyor bu kadro. O zaman “Zamana ihtiyaç var. Bu yeni kadro kurulalı henüz 5 lig maçı oynandı. Birkaç da kupa maçı. Her kadro kurulur kurulmaz başarılı olamayabilir. Hatta belki de umut bağlanan bir-iki transfer takıma uymamış olabilir, sezon sonu onları da değiştirince taşlar yerine oturabilir.” diyebiliriz.. Belki demeliyiz de..
Ama sahada oynanan oyuna baktığınızda olayın bununla sınırlı olmadığını görüyorsunuz. İşte tespitlerim. Katılırsınız, katılmazsınız. Hepsi birden doğru olmayabilir. Ama her biri bütünün birer parçası bence…
Orta sahanın direnci…
Zamanında “Şifo ile Sergen aynı anda oynamaz” derlerdi. Bunu söylemelerinin sebebi, bu iki futbolcunun hep kapılmış topları kullanmaları, top kapmaya gayret etmedikleri ve bu yüzden orta saha direncinin düşmesiydi. Bu ikili top da kaptıklarında herkesi yanıltıyor ama kendilerini savunmatik işlere pek vermediklerinde herkesi haklı çıkarıyorlardı; çünkü takım göbekten deliniyor, savunma ani saldırılara maruz kalıyor ve Beşiktaş gol yiyordu.
Del Bosque zamanında golleri nasıl yiyorduk? Göbekten biri sızıyordu.. İleri çıkmış sağ-sol beklerimizden birinin arkasına bir top atıp, kalemize doğru topsuz olarak düz koşusuna devam ediyordu. Attığı topa koşan bir kanat hücumcusu topu ceza sahasına, o koşan adamın önüne kesiyordu. O da tek vuruşla golünü atıyordu. Neredeyse yediğimiz bütün goller böyleydi. Niye? Beklerimiz ve orta sahanın göbeği iyi değildi.
Şimdi durum nasıl? Aynı! Beklerimiz ve orta sahanın ortası dirençsiz. Peki bunda ligde Simao, Guti ve Quaresma’nın aynı anda oynuyor olmalarının etkisi olabilir mi?
Rakipler sana karşı genelde 4-5-1 oynuyorlar. Bu durumda orta sahanın savunma direncini artırmak için icat edilen ön liberoların üzerindeki baskı ve anormal yük çekilmez hale geliyor. İki kişiyle tüm orta sahada rakibe baskı kurup orta alana sahip olamıyorsunuz haliyle. Ve orta sahayı kolay geçen rakipler öne çıkardığınız savunma hattını deler delmez gol pozisyonu veriyorsunuz.
,
Madem savunma hattını ileride kuracaksınız, o vakit savunma hattınızdan değil adan, su sızmayacak. Ama sizin dört kişilik savunma hattınızın yarısı (bekleriniz) savunma yapmayı bilmiyorlar! Bu ne salak çelişkidir böyle hocam...
Beşiktaş yavaş oynuyor.
Dünyada futbol artık hızlı oynanmaya çalışılıyor. Bu nedenledir maliyet olarak Beşiktaş’tan daha pahalı olmayan Dinamo Kiev’in iki maçta 8 gol atması. Hızlı oyun, hızlı düşünen, hızlı davranan, davranışını (pasını, koşusunu, şutunu) önceden planlayan ve daha önemlisi birbirleriyle iyi anlaşan, “ekip” havasını yakalamış bir oyuncu kitlesiyle oynanır. Hızlı oyunda teknik adamın da etkisi büyüktür. Şablonu ve oyun planlarını, savunma ve hücum stratejilerini hızlı oyun üzerine kurmalıdır teknik adamlar. Bütün bunlara ilave olarak, Beşiktaş’ın yavaş oynamasına hafifletici bir sebep olarak, kadronun devre arasında yenilendiğini söyleyebiliriz…
Bazı futbolcular herkesi yanıltıyor
Nobre mesela. Sahada ne iş yaptığını çözebilen var mı? Golcü diye çıkıyor sahaya ada ne enteresandır ki şut atmadan maç tamamlıyor!
Aurelio mesela. Hepimiz o bildiğimiz eski Aurelio’yu bekliyoruz. Sanırım daha çok bekleriz. Adam yaşlandı. Hele Milli takımda yaşadığı son sakatlıktan sonra iyice helva gibi oldu. Nerede o basan, ısıran, rakibe top yaptırmayan, gol noktalarına dikine paslar atan Aurelio, nerede bizim Aurelio. Sağından alıyor, soluna veriyor. Önünden alıyor, arkasına veriyor. Etliye sütlüye pek karışmıyor. Bu da Beşiktaş orta sahasını yol geçen hanı yapıyor…
Fernandes transferine aklım ermedi. İyi oyuncu mu? Evet iyi oluncu. Ernst kadar, belki de daha fazla katkı yapar takıma. Orta sahada Aurelio’yu unutturur. Peki neden oynatmıyoruz? Kiralık aldığımız bu adamın bonservisini alma opsiyonu bizde. Fakat o kadar pahalı ki muhtemelen indirimde yapmayacaklar ve sezon sonu gidecek. Yani ligde 17 maç ve Türkiye Kupasinda 3-4 maç oynatma şansınız var yalnızca. Oynatsanıza Ya Hu! Madem yararlanmayacaktınız, niye transfer ettiniz?
Hilbert mesela. Antrenmanlarda, maç öncesi ısınmalarda, öyle bir koşuyor ki! Bu çocukta motor mu var diyorsunuz. “Sağ kanadı çökertir bu” diyorsunuz. Peki maça çıkınca ne yapıyor? Topla buluşunca köşeye koşup orta yapacak diye bekliyorsunuz, adam aldığı topları yana-geriye pas atıyor! Orta saha oyuncularınız zorluyor, Hilbert’i korner direğine yakın yerlerde topla buluşturuyor. Ama O aldığı topları “rakibe” ortalıyor! Neredeyse attığı tüm toplar rakibe gidiyor. İnsan attığı topun sorumluluğunu hiç üstlenmez mi canım! “Ben o tarafa doğru atayım da (görevimi yapmış olayım da) top kime giderse gitsin, beni ilgilendirmez.” der gibi, bütün ortaları ya rakip oyunculara ya da kalecinin kucağına atıyor. Hilbert bütün topları öldürüyor. Bu nedenle Beşiktaş’ın sağ kanat atakları hep ölü doğuyor… Hilbert’in savunması ise evlere şenlik. Ne ters kademelere giriyor, ne adam kovalıyor, ne rakibi rahatsız ediyor. Hilbert’in savunmasına “rakibe refakat etmek” de diyebiliriz. Üzerine doğru gelen rakibe hiç zorluk çıkarmayıp, onunla birlikte geri geri geliyor, orta yapmasına müsaade ediyor. Rakibin niyeti turistik gezi değil elbet. Sana rağmen iyi bir orta yapmak veya şut atmak. Sen adama HİÇ dokunmayarak ekmeğine yağ sürüyorsun. “At şu topu da, çalım yeyip rezil olmayayım şimdi” der gibi, resmen refakat ediyor Hilbert.
Ekrem mesela. Savunma için Hilbet’e söylediklerimin AYNISI, noktasına virgülüne varıncaya kadar Ekrem için de geçerli. Uzun süren ciddi sakatlıktan çıktıktan sonra hücumdaki eski performansını yakalaması da hemen beklenmez elbette. Ekrem benim nazarımda Beşiktaş’ı ilk onbir oyuncusu değil, iyi bir alternatif. Ancak Ekrem iyi olduğu dönemlerde onbirin vazgeçilmezlerinden oluyor. Çünkü Üzülmez gibi mücadeleci futboluyla, orta sahanın sağında rakibe rahat oynama fırsatı vermiyor. Ama defansta o da fiyasko.
Erhan mesela. Takımdaki orijinal tek sağ bek. Ama ne savunmada var, ne hücumda. 29 yaşındaki genç yetenek! bir türlü formayı kapamadı. Zaten Beşiktaş gibi bir takımda oynayacak çapta da değildi. Niye transfer edildiğini anlamamakla birlikte, bunca zaman neden kadroda tutulduğunu da anlamış değilim. Alt yapıda hiç mi sağ bek yok onun kadar oynayabilecek?
İsmail mesela. Yalnız Beşiktaşlıların değil, hemen herkesin gelecek gördüğü, umut gördüğü, “ülke futbolumuz bir sol bek kazansın” istediği, beğendiği, gelişimini desteklediği İsmail, bek oyuncusu olmasına rağmen defansif olarak fiyasko!
Demem o ki Beşiktaş kadro yapısına uygun oynatılmıyor. Çok yavaş oynuyor. Bazı oyuncuların yalancı izlenimleriyle kaptıkları forma altında sergiledikleri verimsiz futbol yüzünden aynı zamanda çok da yavan oynuyor.
Beşiktaş’a maalesef hâlâ yeni oyuncular gerekiyor. Yılların yavanlığını temizlemek ve yerlerine yenisini koymak kolay değil elbet. Beşiktaş’a iyi bir sağ bek, iyi bir sol bek ve mücadeleci bir orta saha oyuncusu lazım.

