Beşiktaş, Kasımpaşaspor'la berabere kalarak şampiyonluk yolunda önemli bir kayba uğradı. Aslında Beşiktaş maça oldukça istekli başladı. Hatta bu istekli oyununu maçın sonuna kadar sürdüğünü de söyleyebiliriz. Nevar ki Beşiktaş'ta ciddi bir eksiklik var. Hani helva yaparsınız da şekeriniz azdır, helvanın tadı biraz yavan olur. Tıpkı öyle Beşiktaş'ın durumu...Beşiktaş'ın oyunundaki tad eksiği, orta sahasının hücumda bir türlü organize olamamasından kaynaklanıyor. Siyah beyazlılar 60 dakika boyunca geriden şişirilen toplarla pozisyon bulmaya çalıştı. Yusuf sol çizgide sıkışıp kaldı. Maç boyu yalnızca üç dört kez gole dönük atak geliştirebildi. Yusuf'un savunmasının hiç olmayışı, arkasındaki İbrahim Üzülmez'in ataklara katılmasını da engelledi. Holosko sağ çizgide değil, forvet ikilisiden biri olarak oynamalı bence. Çünkü Beşiktaş'ın bu hücum şekli, bu delikanlıdan yeterince yararlanılmasını engelliyor.
Tello, Tabata oyuna girene kadar ortada yapayalnız kaldı. Düşünün; tek forvet Bobo ve arkasındaki Yusuf, Tello, Holosko birbirlerinden kopuk oynadılar. Rakibin dört savunmacısı ve iki de ön liberosu, Beşiktaş'ın ileride oynayan dört futbolcusunun aralarındaki iletişimi kopardı. Kasımpaşaspor ayağa oynayan, hatta ilginçtir, Beşiktaş'a oranla daha kolay top çevirebilen bir ekip görüntüsündeydi. Ta ki Tabata oyuna girip, Tello ile birlikte rakip savunmanın göbeğini zorlayana kadar...
Tabata verkaçlara giriyor, duvar oluyor, çalım atıp adam eksiltiyor, pas yapıyor ve şut atıyor. Tello gibi bir usta ayakla yanyana gelince Beşiktaş'ın iki gol birden bulup öne geçmesi hiç de zor olmadı. Tabata-Tello işbirliği neredeyse uzatmada da bir gol bulup Kartal'ın maçı kazanmasını sağlayacaktı.
Her ne kadar moral bozmamak için ters konuşmak istemesek de insan sormadan edemiyor. O goller yenir mi be kardeşim? Rakibe bakarken topu unuttu Ekrem de Kaş da. Birbirinin aynısı iki salak gol yedik. Sebep? Sivok mide spazmı geçirip çıktı, Toraman da yoktu, Ferrari yalnız kaldı.. Rüştü'ye hiç lafım yok. Son maçlarda adeta tekımı ipten alıyor, görüyoruz. Yenilen gollerde Ekrem'in savunmada hızından başka bir özelliğinin olmadığını, daha doğrusu Ekrem'in savunmacı olmadığını bir kez daha gördük. Bu adam orta sahanın iki yanında hücuma dönük çok işe yarıyor. Ama ondan savunmacı yaratmaya kalkmayın, olmuyor işte. İbrahim Kaş'a ise ne demeli, bilemiyorum. Adamın asıl işi stoperlik ve kendi yerinde öyle bir hata yaptı ki gözlerime inanamadım...
Denizli'yi, maçı alt yapımızdan yetişmiş üç oyuncuyla tamamladığı için tebrik ediyorum. İnşallah gerisi gelir. Daha 8 hafta var ve görünen o ki zirvede daha çok puan kayıpları yaşanacak. Paniğe gerek yok...
