Türk futbolunun yeni adı : Mücadele Futbolu

Ülke futbolu yıllarca irtifa kaybettikten sonra şimdi yeni bir yola girdi: Mücadele futbolu.

İlk bir kaç yıl sürpriz takım başarıları göreceğiz. Ta ki şampiyonluğa oynayan büyüklerimiz kadrolarına teknik kapasitesi yüksek yıldız oyuncular katarken, bir diğer önemli kriter olarak bu oyuncuların aynı zamanda mücadeleci futbollarını da göz önünde tutarlarsa, ülke futbolumuz gerçekten önemli bir aşamayı geçmiş olacaktır. Ülke futbolunun lokomotifi olan büyük takımlarımız buna öncülük ederse diğerleri de peşinden gelecektir. Ve o zaman yarınlara umutla bakabileceğiz.
Aslında Futbol Federasyonumuzun önünde bu bakımdan önemli bir fırsat var. Hazır yeniden yapılanma dönemine gelmişken, takımlarımızı yönlendirerek bu hedef doğrultusunda kadrolar oluşturmaya teşvik edebilir. Daha da önemlisi, alt yapı sistemimizi tepeden tırnağa elden geçirerek bundan sonra hem teknik kapasitesi hem de mücadele gücü yüksek futbolcular yetiştirebiliriz. O zaman Türk futboluna gerçek anlamda katkıda bulunulmuş olacaktır...
Geçtiğimiz sezon ve ondan önceki sezon bas bas bağırmıştım “Türk futbolu iyi gitmiyor” diye. Hatta ileri gidip, “geriliyor” bile demiştim. O zaman da büyükler tuhaf puan kayıpları veriyorlardı. Bu kayıplar devam ediyor. Ama bu sezonki durum biraz farklı. Geçen sezon büyükler dışındakilerde kıpırdanmalar olmakla birlikte kayda değer olumlu bir gelişme yoktu. Önemli değişiklik, şampiyonluğa oynayan takımların doğru idare edilemeyişleri, hatalı organize olmaları nedeniyle irtifa kaybetmesiydi.

Peki bu sezon ne değişti? Büyükler son yıllara göre çok da ileri gitmediler. Kadrolarının aman aman bir başarı yakalamaya aday olduğu da söylenemez. Ama “diğerleri” önemli bir mantalite değişikliğine doğru yelken açtılar; mücadeleci futbol! Bu iki kelime Türk futbolunun kısa bir özeti anlamına geliyor. Fizik gücüne dayalı, kör dövüşünü de andırsa savaşçı savunma, ülke futbolunun yeni trendi oldu.

Yıllardır “bizim futbolcularımızın teknik kapasitesi şunlardan daha iyi” derdik. Ama o ülkelerin takımlarıyla mücadele ederken fizik gücü ezilmesi yüzünden tekniğimizi kullanamaz, başarısız olurduk. Nihayet biz de fizik gücümüzü artırabiliyoruz artık. Ama hâlâ ciddi eksiklerimiz var. En önemlisi, milli takımımızın da nüvesini oluşturan büyüklerimiz, diğer takımlarımız kadar bu işi kavrayamadı. İçlerinde en savaşçı futbol sergileyen takımlar Beşiktaş ve Trabzonspor. Ama ikisi de hâlâ zirvede değil.

Anadolu takımlarımızın varı yoğu fizik güçleri. Ellerinde teknik kapasitesi yüksek oyuncu sayısı gerçekten çok az. Büyük takımlarımızda çokça teknik kapasitesi yüksek yerli ve yabancı oyuncu var. Ama gerek bunların ayaklarının yere basmayıp, kendilerini Maradona gibi gördükleri için takımlarının yıldızı olduklarını ve yıldızların savaşmayacağına inandıkları için, gerekse de bu yabancıların çoğunun bana göre aslında ikinci sınıf oldukları için, büyük takımların fizik gücü ortalaması Anadolu takımlarımız kadar etmiyor...

Fizik gücüne önem veren, kadrolarını bu tarz futbolculardan kuran Anadolu takımlarımız içinde, takım oyunu oynamasını becerebilenler diğerlerinin içinde hemen ayrılıveriyor. Örnek olarak Bursaspor’u, Antalyaspor’u, Kayserispor’u ve Gaziantepspor’u verebiliriz. Bu takımlarımızın en önemli iki sermayesi; fizik güçleri ve takım oyununu diğerlerine oranla daha iyi beceriyor olmaları. Zaten lig klasmanındaki durum da bunu gösteriyor.

Bumerang - Yazarkafe

Google