Sorular...

Beşiktaş-Kasımpaşa Türkiye Kupası maçının ardından cevabı merak edilen sorular var :


1) Gerçekten Denizli'nin, Toraman'ın yanında Ferrari de yokken niye Sivok'la başlamadığını merak ediyorum. Kaş Sivok'tan daha mı iyiki? Yoksa Kasımpaşa'yı küçümsediği için Sivok'u Cumartesi'ye mi sakladı hoca?


2) Rıdvan'ı ne çabuk unuttu da Ekrem'le başladı sağ bekte? Yoksa stoperde cesur davranan Denizli bekte korkup, daha tecrübeli diye mi Ekrem'i tercih etti? İkinci yarının son yarısında Nobre'yi oyuna almak yerine Ekrem-Rıdvan değişikliği yapsaydı, Holosko-Rıdvan ikilisiyle Ergün Teber'e üstünlük sağlayamaz mıydık?


3) Fink cezalı mıydı da Uğur'la başladı? İlginçtir, Necip oyuna girince Ernst'in işini yaptı. Ernst ise Uğurdan boşalan pozisyona (hücuma yönelik orta saha pozisyonuna) geçti, hiç de bir işe yaramadı! Hiç top sökemedi, oldukça da kaptırdı. Necip ise geride olmasına rağmen Ernst'e göre daha fazla iş yaptı hücumda. Madem öyle, kenardan bu iki adama "yer değiştirin" demek çok mu zordu?


4) Bir taraftarın sorusunu aktarıyorum : "O kadar kaleci aradılar. Bula bula bunu mu buldular?". Denizli TV'de "elbette ben getirdim Ramazan'ı" demişti. O zaman kusura bakmasın hoca, kaleciden pek anlamıyormuş.. Keşke eski bir kalecimizden yardım isteseydi seçim yaparken... Penaltı neyse. Ramazan 2 gol yedi, evlere şenlik... Eğer Kasımpaşalılar ilk yarıda 1-2 pozisyonda düzgün vuruş yapabilmiş olsaydılar, devreye 5'lik olup girecektik.


5) Maçın sonlarında üç forvetle oynadık. Bobo-Nobre-Holosko. Gerçekten de 3 forvet mi oynadık? Hayır tabiki.. Bobo yine sol açık. Holosko sağ açık. Tello "serbest". Nobre ortada "TEK" forvet. Kanatlar işlemediği için 1 tane top alamayan, habire orta sahaya gelmek zorunda kalan bir "tek forvet".. Sağ ve sol açıkta kanat adamı değil / kenar-çizgi oyuncusu görevi verilen değil, "santrforun yandan yemişi / santrforun yana kaykılmışı" olarak oynatıldıkları için top getiremeyen Holosko ve Bobo.. Oyun kurmakla görevli ama ne kurduğu belli bile olamayan Tello.. Rakip ön liberoları bir türlü aşamayan bir Ernst.. Ne oluyoruz SAYIN DENİZLİ? Ne oluyoruz? Sen buna şamlon mu diyorsun? Sen buna taktik mi diyorsun? Sen buna hücum aksiyonu mu diyorsun? Senin karşına iki sıra duvar ören hiçbir rakibini geçemiyorsun.


6) Bir de "benim kadrom yeterli" diyorsun. YETERSİZ Hocam! Oyun kurucun yok mesela.. "Bay gol" diyebileceğimiz bir santrforun yok mesela.. Batuhan gibi bir santrfor Avrupa'da yokken sen kazanmayı beceremedin çocuğu. Tamam haylaz ve belki de kötü ahlaklı. Seni sevmiyor da olabilir. Sen de onu sevmiyorsun besbelli. Ama forma vermen için sana secde mi etmesi lazım? Söyle Demirören'e, tutsun kulağından, getirsin antrenmana, götürsün maça.. 1 ay uğraşsanız kazanırdınız çocuğu. Ama senin böyle bir kaygın hiç olmadı. "Yarın" diye bir kavram yok sende. Varsa yoksa bugün. Onu da "yarım-sıfır kazansan yeterli görüyorsun".


7) Batuhan! neden kafana koyup, bu takımın formasını sırtına geçirip, Türkiye'yi ayağa kaldırmıyorsun? Bak Necip'e.. Unutma. Hiç bir istediğini başkası hatırın için sana yapmaz. kurtlar sofrası gibidirz bu meslek. Her istediğini kendin söke söke (hak ederek) alırsın. Hocanın suyuna git. Antrenmanlanda çok ve iyi çalış. Maçlara iyi konsantre ol. Forma verildiği gün at iki gol, verme bir daha o kutsal formayı kimseye. Bu kadar!.. Hocanı, antrenörünü akraban gibi sevmek zorunda değilsin. Ama "mesleğin gereği" iyi geçinmek zorundasın. Yoksa kaybedersin. bugün yüzüne gülenler, yarın tökezlediğinde arkanda durmazlar, düşüverirsin. Ve düşenin dostu olmaz!..

Bumerang - Yazarkafe

Google