- Ana Sayfa
- Beşiktaş'tan Haberler
- Futbol
- Basketbol
- Voleybol
- Hentbol
- Beşiktaş Hakkında
- Kulüp Kimliği
- Oyuncu Kadrosu
- Teknik Kadro
- Yönetim Kurulu
- BJK İnönü Stadı
- Önerilen Siteler
- Beşiktaş Resmi Sitesi
- Kartal Yuvası Mağazası
- Beşiktaş Dergisi
- Yavru Kartal Dergisi
- Serencebey Gazetesi
- BJK.COM
Biri bizi durdursun!
Devre arası geldi, perde kapandı. Çok şükür!
Yoksa Beşiktaş bu gidişle daha çok puan kaybedecek. Sekiz maçta 24 puan toplayarak zirveye yerleşen Kara Kartal, ligin başında olduğu gibi son üç maçta yine anlamsız puan kayıpları yaşadı. Manisa ve Diyarbakır beraberlikleriyle liderlik koltuğunu elinin tersiyle iten Beşiktaş, ilk yarının son maçında kendi sahasında Bursaspor'a 2-3 yenilerek zirveyi de terk etti...
Elbette Beşiktaş'ın puan kaptırdığı takımların sahada o puanları kazanmak için gösterdikleri mücadeleyi göz ardı edemeyiz. Ama özellikle son üç maç için kaybedilen puanların rakiplerinin mücadelesi yüzünden değil, siyah beyazlı takımın kendi hataları yüzünden heba edildiğini açıkça söylemeliyiz.
Bursa maçıyla ilgili ilk yakınmayı bu sahanın zeminini yaptıranlara yöneltmek istiyorum. Hatırlanacağı gibi, Beşiktaş İnönü Stadı'nın zemini, ülkemizdeki en iyi futbol sahasıydı. Çimin alt yapısının mükemmelliği sayesinde ne kadar yağmur yağarsa yağsın bu kadar göl olmazdı. Beşiktaş yömetimi izleyici sayısını artırabilmek için saha etrafındaki tartan koşu pistini iptal etti, zemini 4-5 metre aşağıya indirdi ve tribün kapasitesi 10 bin kadar arttı. Demek, yeni çim zeminin aıtındaki drenaj kanalları eskisi kadar iyi değilmiş ki futbolcular futbol oynamaya çalışırken göle dönen sahada adeta su balesi yaptılar.. Sahanın durumunu görünce maçtan önce har türlü sonuca razı olmuştum. Zira böyle bir zeminde futbol oynamak, gerçekten zor iş. Hiç bir hünerinizi gösteremezsiniz, istediğiniz gibi şut atamazsınız, orta yapamazsınız, top süremezsiniz, çalım atamaz, adam geçeme, ver kaç yapamazsınız. Nitekim gördük; futbolcular sürekli suya takıldılar, top hep suya yapıştı.
İkinci serzenişimi Sayın Mustafa Denizli'ye yapmak istiyorum.
Yusuf'u sahaya sürerken 2-1 önde olmamıza rağmen "Eyvah! Maç gitti!" dedim. Denizli, tamamen fizik gücün hakim olduğu bir zeminde Yusuf'u sahaya sürerek adeta Beşiktaş'ın ipini çekti. Bu hamle, maçı Bursa lehine çeviren önemli bir hataydı. Ertuğrul Sağlam'a sorsanız, herhalde O da bunu isterdi sizden...
Hocam, biliyorum "bunlar da ne çok biliyor" diyorsun ama böyle sahada topu yere indirmeye çalışmak yerine tam tersi yükseltmek gerektiğini herkes biliyor. Elimizde tam da bu iş için biçilmiş kaftan, Batuhan var. Bu çocuk neden bu takıma kazandırılamıyor Hocam? Çok mu büyük bir suç işledi? Batuhan'dan başkaları faydalanırsa, bu çocuğun suçunun cezasını aslında Beşiktaş çekmiş olmuyor mu? Ortada bir saçmalık var...
Ertuğrul Sağlam yedek bıraktığı uzun boylu stoperini Sercan'ın yerine santrfor olarak sahaya bu sebeple sürdü ve peş peşe 2 gol birden bularak meyvesini de aldı. Biz neden Batuhan'dan yararlanamıyoruz Hocam?
Bir sitem de maçın orta hakemi Tolga Özkalfa'ya
Bursasporlu futbolcu Ozan İpek, henüz ikinci dakikada hakemin gözü önünde Beşiktaş atağa çıkarken topu elle kesti. Tamamen kasıtlı yapılan bu stratejik hamleye sarı kart vermeyişi, hakem Tolga Özkalfa'nın maçtaki sonuca etki eden birinci hatasıydı.
Çünkü aynı oyuncu "hakemden aldığı cesaretten olsa gerek" aynı hareketi beşinci dakikada bir daha tekrarladı. Hakem Tolga Özkalfa bu sefer lütfetti ve sarı kartını kullandı. Ama eğer ikinci dakikada da hakettiği sarı kartı göstermiş olsaydı, Ozan'ı beşinci dakikada hak ettiği üzere oyun dışı bırakması gerekecekti.
Sarı kartlı Ozan İpek, birkaç dakika sonra Ernst'e çift dalarak futbolun sınırları dışında çok sert bir faul yaptı. Zaten bir sarı kartı bulunan yeşil beyazlı futbolcuyu atamayan! hakem Tolga Özkalfa, maçın sonucuna etki eden ikinci büyük hatasını da yapmış oldu.
Çünkü aynı oyuncu bütün bunlardan sonra 20.dakikada gol atarak Bursaspor'u 1-0 öne geçirdi...
Yoğun yağmurla göle dönen böyle bir zeminde fizik gücün öne çıktığı düşünülürse, bir kişi eksik oynamak oldukça büyük bir dezavantaj olacaktı. Hakem Tolga Özkalfa Ozan İpek'i oyun dışı kalmayı 2 kez hakettiği halde oyunda tutarak bilerek ve isteyerek maçım kaderiyle oynamıştır.
Bir de Nobre'nin golüyle biten Tello'nun serbest vuruşu var ki hakem adına tam bir komedi ve basiretsizlik göstergesiydi. Bir hakemin otorite sağlamakta aciz kalışını bu denli üzüntü verici bir biçimde izlemek, hakemlik müessesemizin geleceği adına da oldukça kaygı vericiydi... Tello atışı kullanmadan önce Bursaspor savunmasının adam paylaşması ve yerleşmesi için! topun önünde dikilen! hakem Tolga Özkalfa, bir karış arkasındaki Tello'nun kendisini dürtmesi ve "çekil de atışımı yapayım" demesiyle neye uğradığını şaşırmış bir halde arkasını döndü. O sırada Tello Ekrem'e pas vererek atışı kullandı. Top Ekrem'e doğru gelirken başlamak işaret vermekte geç kaldığını düşünen hakem Tolga Özkalfa, bir eliyle düdüğünü ağzına götürürken diğer elini de havaya kaldırarak endirekt atış işareti yaptı. Ekrem'in ortasında Nobre kafayı vurdu ve Beşiktaş'ın golü geldi.
Oysa izin vermeden atış kullandığı için Tello'ya satı kart göterip, atışı tekrarlatmalıydı. Ama daha önce, topun önünde niye dikildiğini de açıklaması gerekiyor... Tello atışı kullandıktam sonra düdük öttürdüyse, oyunun orada durması gerekirdi. Ama top ağlara gidince bu defa da gol düdüğü çalıp orta noktayı gösterdi.
Evet, yine bir kual hatası... Yıllar önce aynı olay yine yaşanmış, 1-1 biten Beşiktaş-Gençlerbirliği maçı aynı sebeple tekrarlanmıştı. Ortada emsal zar...
Bir sitem de Rüştü'ye gödermeden geçemeyeceğim. Daha önce sakatlansa da oynamaya çalışan, takımına katkı sağlayabilmek için canını dişine takan çok futbolcu gördüm. Ama "oyundan çıkmak istiyorum" diye olay yaratan futbolcu hiç görmemiştim. Aslında Rüştü doğru düşünüp, sakatlık yüzünden takımına zarar vermek istemediği için değiştirilmesini istedi ve doğru olan da buydu. Ama kulüp doktorunu milyonlarca insanın önünde azarlaması, kenar yönetimine hava yapması hiç de hoş olmadı, yakışmadıç O tecrübede bir oyuncunun daha sakin olması ve "ekibini küçük düşürmemesi" gerekirdi. Bu ekibe kulüp doktoru da dahildir.
Oldu olacak bir sitem de Ekrem Dağ'a gönderelim. Ekrem beke geçince hep tedirgin oluyorum Bir adamı da engelle, değil mi? Önüne her gelene orta yaptırıyorsun, pas yaptırıyorsun. O zaman bek oynamanın ne anlamı var? Na işe yerıyorsun orada? Unutma, bir bekin ilk görevi savunmak ve kademeye girmek, ikinci işi hücuma destek vermektir. Bek oynadığın her maçta rakiplerin senin üzerine elini kolunu sallaya sallaya geliyor, sen yalnızca izliyorsun. Yaptırdığı ortalardan gol yiyoruz Ekrem, farkında mısın?
Muzaffer'in Köşesi Köşe Yazıları

