Boğazın kralı Beşiktaş BEŞİKTAŞ:3 - F.BAHÇE:0

Beşiktaş:3 - Fenerbahçe:0



Toplumsal sorumluluk projeleri kapsamında sezon başından beri sırtında Türk Kızılayı reklamını taşıyan Beşiktaş, derbide Mehmetçik Vakfı reklamıyla sahaya çıktı. Kara Kartal'ı bu duyarlı davranışından ötürü bir kez daha ayakta alkışlıyoruz.
Beşiktaş maça son derece istekli, diri ve hızlı başladı. Fenerbahçe ise başlama düdüğüyle birlikte oyunun kontrolünü elinde bulunduran Kartal'ın hızını ancak 30.dakikada kesebildi. İlk yarının sonlarında Alex'in direkten dönen serbest vuruşu dışında etkili olamayan sarı lâcivertli takım, maç bitene dek Beşiktaş kalesi önünde pozisyona bile giremedi. Karşılaşmanın ikinci yarısı ise tümüyle Beşiktaş'ın üstünlüğü ve kontrolünde geçti. Boğazın Kara Kartalları, ezeli rakibi önünde farklı bir galibiyet alarak taraftarını mutlu etti.
Beşiktaş, takım halinde çok iyi oynadı. Yüksek mücadele, en üst düzeyde yardımlaşma ve mükemmel koordinasyonla birlikte ezeli rakibini sahadan silen Beşiktaş, 3 golle hak ettiği farklı galibiyeti ve 3 altın puanı hanesine yazdırmasını bildi.

Maç öncesi istatistiklere göre Beşiktaş, Fenerbahçe'ye oranla daha çok hücum organizasyonları yapmış, ancak son vuruş becerisi bakımında oldukça fakir kalmıştı. Bu maçta son vuruşlardaki başarıyı da yakalayınca, Kara Kartal taraftarlarını mutlu eden görkemli bir skora da imza atmış oldu.

Alex, Fenerbahçe'nin her şeyi. Alex'in oyunu yönlendirmesine izin vermediğiniz zaman, Fener takımının diğer oyuncuları adeta ne yapacaklarını bilmeden koşturup duruyor gibi bir görüntü çiziyorlar sahada. Fink Alex'i etkisiz kılınca, Fenerbahçe hücumları da başlamadan bitmiş oldu.

Rıdvan Dilmen maçtan önce bir açıklama yaptı. "Akıllı teknik adamlar, Alex'in üzerine verecekleri adama aynı zamanda oyun kurma görevi de verir. Zira Alex top rakibe geçince, o dakikaya kadar kendisini tutan rakibini kovalamadığı için siz hücumda 1 kişi fazla olursunuz. Bu oyuncu boşa kaçan arkadaşlarının önüne iyi toplar atarsa Fenerbahçe zor anlar yaşayabilir" dedi. Dedikleri aynen gerçekleşti, tebrik ederim. Fink maçın ilk golünü atarken aklıma Rıdvan'ın bu sözleri geldi.

İlk yarıda Fenerbahçe'de direnen Baroni ve Lugano, sarı lâcivertli takımı ayakta tutan isimler oldular. İkinci yarıda Baroni'nin etkinliği bitince ve Önder'le kötü bir ikili oluşturan Lugano'nun da yorulmasıyla, Beşiktaş forvetleri çok rahat pozisyonlar buldular. Tabi Emre'nin sakatlanması, Colin K.Richards'ın yardımcı hakeme küfür ettiği için kırmızı kartla atılması ve yeni transfer Mehmet Topuz'un sergilediği futbolunun (sezon başından beri olduğu gibi) transfer maliyetinin çok çok altında kalması, Fenerbahçe'nin oyundan düşmesinin nedenlerindendi.

Beşiktaş savunmasının dört ismi; Toraman, Ferrari, Sivok ve Üzülmez hatasız oynadılar. Rakibe soluk aldırmayan bu dörtlünün iki kanadı Üzülmez ve Toraman, kanat hücumlarıyla Fenerbahçe'yi geriye sıkıştırdılar. Nitekim üç golün ikisinin asistini Üzülmez yaptı.

Orta sahada Fink ve Ernst muhteşem oynadılar. Ekrem yine her zamanki gibi çok koştu, çok mücadele etti. Rakibi bozdu ve hücumlarda hep rol aldı. İlk yarıda orta üçlünün solunda, ikinci yarıda sağında başarıyla oynadı.

Kadrolar açıklandığında Serdar Özkan'ı gören herkes şaşırdı. Oysa Roberto Carlos'un ileri çıkışlarını önlemek ve Fenerbahçe'ye ilk yarıda üstünlüğü kaptırmamak için Serdar Özkan gibi hareketli, ele avuca sığmayan ve teknik bir oyuncunun varlığına ihtiyaç vardı. Serdar, hocasının verdiği görevleri elinden geldiğince yaptı ve ikinci devre başlarken taktiksel bir değişiklikle yerine Tello'ya devretti. Aslında yerine, ilk yarıda orta sahanın soluda oynayan Ekrem'e devretti. Tello da Ekrem'in yerine geçti. Denizli böylece, Fenerbahçe bekleri Gökhan Gönül ve Roberto Carlos'un maç boyu hücumlara güvenle katılmalarının önüne geçmiş oldu.

Tello ikinci yarıda iyi işler yaptı. Asıl yeri orta üçlünün soluydu. Ama fırsat buldukça içeri de girdi. Fener defansının dengesini bozdu. Bobo da iyiydi. Attığı golde aklını ve tekniğini birleştirdi. Bu gol Fenerbahçeli futbolcuların direncini kırdı.

Beşiktaş'ın son golü de görülmeye değerdi. Evet, ofsayttan bir golle sonuçlandı ama bu atak Beşiktaşlılar tarafından çok önemli şeylerin başarıldığı anlamına geliyordu. Beşiktaşlı oyuncular, taraftarın toplu halde "oleeee" sesleri altında sanırım 14-15 pas yaptılar. Son pasta boşluğu gören İbrahim Üzülmez araya dalıp topu Uğur İnceman'ın önüne yuvarladı. Bir kaç dakika önce aynı pozisyonda yine Üzülmez'in pasını değerlendiremeyen İnceman bu sefer düzgün bir vuruşla topu kaleci Volkan'ın bacaklarının arasından ağlarla buluşturdu.

Trabzon deplasmanında oynadığı futbolla çok eleştiri alan Beşiktaş, orada sergilediği "takım" görüntüsünü devam ettirdi ve üst üste iki derbiyi kazanarak önemli bir virajı hasarsız atlattı.

Üst üste 7.galibiyetini alan Beşiktaş, ilk yari bitene dek puan kaybetmeyerek zirve iddiasını sürdürmek niyetinde.

Bumerang - Yazarkafe

Google