Wolfsburg : 0 - Beşiktaş : 0


Ben bu maçtan memnunum!
Elbette maçı kazanmış olmayı isterdim. Maça çıkmadan önce önerilse, herkesin 0-0'ı altın tepside sunulmuş ikram olarak kabul edebileceği bir ortamda, maçı oynadıktan sonra "Almanları yenebilirdik" diyor insan. Çünkü Beşiktaş beklediğimizden iyiydi. Çünkü iyi Beşiktaş Wolfsburg'u alıştığı gibi oynatmadı. Gördük, az daha kazanacaktık..

Staretejik olarak, aldığımaz 1 puana sevinmemiz gerekiyor. Zira Şampiyonlar Ligi'nde oynuyoruz ve 2 saat önceki maçta CSKA evinde M.United'a yenildi. Biz evimizdeki iki maçta Almanları ve Rusları 1-0 bile yendiğimiz takdirde gruptan çıkar, Şampiyonlar Ligine devam ederiz.

Gelelim maça
Onca deneme/yanılmadan sonra Bobo-Nihat ikilisini nihayet bulduk. Bu ikiliyi artık bozlmamak lazım. Batuhan ve Nobre maçına göre aralarına serpiştirilebilir.

Bu sefer İbrahim Kaş'a yüklenmeyeceğim. Hatta bunun haksızlık olacağı kanaatindeyim. İlk yarıda rakibin bizim sağ kanadımızı maden bulmuş gibi kullanmasının sebebi Kaş değil, Ekrem'dir! İbrahim Kaş, önündeki Ekrem'in hiçbir şey yapmaması yüzünden özellikle ilk yarıda rakibin koridor yaptığı sağ kanadımızda son adam olarak iyi savaştı, iyi boğuştu. Elbette hatalar yaptı. Ama o kadar zorlanmada bu kadar hata olur.

Ekrem işini düzgün yapsaydı Kaş o kadar zorlanmayacaktı. Ekrem'in takım defansına HİÇ katkısının olmaması, arkasındaki Kaş'ı yapayalnız bıraktı. Bence takımın iyilerindendi İbrahim Kaş. Eğer Beşiktaş ilk yarıda bu ataklardan gol yemediyse bu başarıda Kaş'ın da ciddi katkısı vardır. Evet, bir keresinde rakibe asist yaptı Kaş. Allah'tan, gol olmadı..

Grafite'nin kırmızı kart görmesiyle rakibin eksilmesinden sonra Kaş'ın hücumlara katılışını ve savunmayı blok halinde öne çıkarmanın ardından bir de geri koşularını gördünüz. Kaş'ta kesinlikle gelişme var. Ve bu çocuk sağ bek değil aslında.
Ekrem'in bu rakibe refakat eder halini hiç beğenmedim. Üzerine üzerine topla gelen rakibini ısrarla 3 metreden geri geri koşarak takip ediyor. Adama istediği gibi top kullanma şansı veriyor. Adam alıyor, veriyor, ortalıyor, şut atıyor.. Ekrem yalnız seyrediyor. Bir kez daha kanaat getirdim ki bütün iyi niyetine rağmen Ekrem bu takımın topçusu değil. Ama mücadelesi bazen işe yarıyor. Özellikle bizim ligimizde.. Bu yüzden kadroda bulunmasında fayda var. Ama onbirin adamı mı derseniz, hayır derim... Keşke Ekrem yerine Serdar Özkan oynasaydı. Hatta keşke sağlam olsaydı da Holosko oynasaydı. Tam onun maçıydı.


Maçta Ekrem dışında beni çıldırtan biri daha vardı : FiNK!
Bütün topları rakibe attı. Bizimkilere attığı hiçbir pası adam gibi atmadı. Şut atar gibi attığı pasları tutamadılar bile bizimkiler. Ya taca gitti, ya rakibe.. Fink'in ne kadar başarısız/zararlı olduğunu, yerine Uğur girdikta-en sonra daha iyi anladık... Uzun lafın kısası Fink de bu takımın topçusu değil...
Ferrari'yi ilk haftalarda beğenmemiştim. Artık beğenmeye başladım... Sivok da iyi gidiyor. Ama içimde hep bir kırmızı kart korkusuyla izliyorum O'nu. Ferrari'nin yanında Toroman olsa, daha bir rahat edeceğim. Sivok'u da önde Ernst ile birlikte kullanabiliriz gerektiğinde.

Rıza Çalımbay'ın Beşiktaş hocasıyken keşfettiği Grafite oyundan atıldıktan sonra Denizli "ne olur ne olmaz" diyerek 10 dakika bekledi. Cesaret edip erken davransaydı, maçı kazanabilirdik bile. Elbette bu konuda Denizli'ye hak veriyorum. Acele davranmak ters tepebilirdi. Burada "keşke o kırmızı 10 dakika önce olsaydı" demekten başka diyecek bir şey yok. Şampiyonlar liginde kırmızı kart görmek ağır kusurdur. Maç İstanbul'da olsaydı, kırmızıdan sonra mutlaka kazanırdık...
Tello ve Tabata'ya pek değinmek istemiyorum aslında. Tello çıkmasından 15 dakika önce başladı oynamaya. Ama sanki henüz uyum sürecini aşamamış yeni bir transfer gibi takıma adapte olamadı. Oyudan alınsın diye devre arasından beri bekliyordum. Tabata Tello'ya oranla daha bir kendini göstermek derdindeydi. Ayrıca takım oyununa daha bir saygılıydı gördüğüm kadarıyla. Ama bu takımın oyun kurucusu olmak için epey bir çabaya ihtiyacı var.

Sonlara doğru Ekrem'i birkaç pozisyonda üst üste rakip ceza sahası yayı üzerinde gol atmaya çalışırken görünce kahroldum. O anda o noktada Ekrem değil, adam gibi bir golcü olmalıydı. 5 dakikada 2 gol birden bulmak işten bile değildi. Ama Ekrem kimi zaman ayağında geveledi, kimi zaman zıpladı ama boyu yetmedi..

Nobre'yi doğru zamanda oyuna aldı hoca. Çünkü Nobre, yalnız oyunu rakip sahaya yığdıktan sonra işe yarardı. Kırmızıdan sonra öyle de oldu. Dedim ya keşke 10 dakika daha olsaydı...

Bumerang - Yazarkafe

Google