Yenildik Ama EZİLMEDİK!

İspanya 1 - Türkiye 0

Başlık tanıdık geldi, değil mi? Ulus olarak yıllar önce gerek milli takımla gerekse kulüp takımlarımızla çıktığımız Avrupa maçlarından yenik döndüğümüz zaman, kendi kendimize "normalde 5 yememiz gerekirdi ama 3 yedik, üstelik 1 de attık" diye teselli bulur, "yenildik ama ezilmedik edebiyatı" yapardık. Bu edebiyat o günlerde geçerliydi. Ama bugün için g
eçerliliğini koruyamaz. Ülke futbolumuzun iyi yolda olmadığını düşünmekle birlikte, rakiplerimizin genelde aman aman olmadığına inanıyorum. İstisnalar hariç tabi. İspanya son aldığı Avrupa Şampiyonu apoletiyle ve Avrupa'nın önemli takımlarında top koşturan bazı yıldızlarıyla istisnalardan sayılabilir; kabul. Ama maçı gördükten sonra insanın "o kadar da değil" diyesi geliyor...

Bence Terim bu maçta hata yaptı. Stratejik olarak maçtan bir gün önce 4-4-2 oynayacağını açıklayıp (4-3-2 + serbest Tuncay) tertibi ile başlamak; İspanya'nın önlem alınması gereken saha içi bölgelerini dikkate alıp hem deplasmanda rakibi durdurmak, hem de ani ataklarda Semih-Nihat-Tuncay ile gol aramak akılcıydı. Fakat Arda'yı geri dörtlünün önündeki 3'lünün solunda oynatmak, bu üçlü orta sahanın gerisinde kaldığı için doğru değldi. Aynı şekilde Emre Belözoğlu'nun da orta sahanın gerisinde bir varlık gösteremediğini hepimiz gördük. Bunu benim için "maçtan sonra söylemek" kolay tabi. Ama maçtan önce oyunu kafasında defalarca oynayan Terim'in bunu görmesi gerekirdi: Arda ve Emre Belözoğlu orta sahanın gerisinde bir işe yaramazlar. Arda'nın verimsizliği, Üzülmez'i İspanya ataklarında çok yalnız bıraktı. Buna bir de Emre Belözoğlu'nun verimsizliği eklenince Orelyo (Rıdvan Dilmen'e göre Oleryo) zorda kaldı. Hangisinin arkasını kapatacağını bilemedi garibim.. Orta sahanın hem savunma hem hücum gücünü artırmak için Bayern Münih'li Hamit'i düşünebilirdi Terim...

Bir ara değişikliklerle Arda hücum bölgesine geçti. Bir kaç tehlike de yarattı orada oynayınca. Ama Terim yaptığı değişiklikle Semih'ten sonra Arda'yı da oyundan alarak, hücumda top yapmaktan vazgeçmiş oldu. Gökhan Ünal'a şişirilen toplandan medet umuldu, ama sağlam İspanya savunması Gökhan'a top bile göstermedi..

Tuncay'a ilk yarı hayran kaldım; çok beğendim. Yalnız bizim takımın değil, bence her iki takım adına sahanın en iyisiydi. Ama ikinci yarıda serbest görevi bitip orta sahanın sağına, çizgiye çekilince, gücünün de tükenmiş olmasının etkisiyle Tuncay hiç varlık gösteremedi. İdare etti, ama hücum anlamında faydalı olamadı.

Servet ve Zan sakat diye taşeron olarak stopere çekilen Hakan Kadir Balta'nın o bölgedeki verimini de hiç beğenmedim. Oraya bundan sonrası için daha başarılı olacak elemanlar monte edilmeli. Beşiktaş'lı Toraman ve Kayserili Eren benim aklıma ilk gelenler...

Bir de Nobre var aklımda.. Bu adamı Türk statüsüne geçmesinin sebebi buydu zaten: Ondan milli forma altında yararlanmak... Ligimizin en formda forvetlerinden biri olan Nobre'den yararlanmak milli takım teknik heyetinin aklına hiç gelmiyor; şaşırtıcı!.. Şimdi Nobre'yi beğenenler-beğenmeyenler olabilir.. Ben de Nobre'yi çok abartmak istemiyorum. Ama özellikle sizin takımınız baskıdaysa ya da en azından bazen rakip savunmanın ileri çıkıp oyuna katılmasını ve dolayısıyla sizi yarı alanınıza sıkıştırmasını istemiyorsanız, Nobre'yi salabilirsiniz üzerlerine.. Basıyor.. Hava toplarına mutlaka müdahale ediyor.. Rakip savunmayla boğuşuyor. Genellikle çok da bal (gol) yapmıyor. Ama rakibinin bal yapmasını da (üzerinize elini kolunu sallayıp gelmesini de) engelliyor. Nobre, oyunu rakip yarı alanda tutmanıza da yarar... Hele karamboller yaratabiliyorsanız, müthiş fırsatçılığı sayesinde, Beşiktaş'ta bulamadığı kenar ortalarını bulduğu anda dokunur.. Gol yapka ihtimali yüksek bir oyuncu... Elbette her maçta Nobre olmaz. Ama bazı maçlarda çok işe yarar. Artık düşünülmeli bence...

Sonuç olarak, İspan'ya ya yenildik. Evet, çok da ezilmedik.. 1 gol atmayı başarabilseydik sonuç ne olurdu, bilemiyoruz. Ama ortada bir de gerçek var : O gece sabaha kadar oynasak, gol atacakmışız gibi değildik...

Bumerang - Yazarkafe

Google