Kartal Deplasmanda Kazandı

G.Antep 0 - Beşiktaş 3

DENİZLİ YİNE YAPTI YAPACAĞINI..
Bobo ve Nobre'yi sahada görünce "tamam, bu sefer çift forvet başlıyor, artık nihayet işi ilk yarıda bitireceğiz" demiştim/demiştik. Ama Denizli yine yaptı yapacağını, 3'LÜ FORVET OYNATTI!

Top bize geçince Tello hemen forvet hattını üçlüyor, Tello-Nobre-Bobo oluyorlar.. Zaten maç sonunda Tello "hocam beni sağ tarafta oynattı, fırsatını buldukça ortadan ve soldan da gitmeye çalıştım, hocam ne derse onu yapmalıyız" dedi... Forveti üçleyince doğal olarak üçü yanyana rakip ceza sahasına girmek istediklerinde, sağ ve soldaki adamlar mecburen açılıyorlar ve Nobre KALABALIKLAR İÇİNDE YİNE YALNIZLARI OYNUYOR!..

İlk yarı boyunca Nobre'ye atılan topları bir hatırlayın.. Uzuuun bir top geliyor havadan, Nobre ne yapıp edip o topa dokunuyor, ama topun indiği yerde hep rakip var! 1 pozisyon hariç.. Onda da arkaya koşu yapan Bobo topla tam yerinde buluşmasına karşın iyi vuramadı.. Nobre'ye şişirilen toplara Tello ve Bobo birlikte koştukları zaman Nobre'ye yeterince yakın olamıyorlar. Yalnız biri (Bobo) koştuğunda ise o zaman ikili forvet gibi oynuyoruz. Ve başarılı da oluyoruz...

İkinci yarı Denizli sistemi değiştirdi. Tello'yu Nobre-Bobo ikilisinin yanına değil, arkasına aldı. O zaman Beşiktaş çift santrforlu oynamaya başladı işte.. Tello da o kısa boyuyla rakip defansın uzun adamlarının arasında kaybolmak yerine daha boşta ve daha rahat oynadı. İstediği topları atabildi. Attığı gol de muhteşemdi...

Nobre iki gol birden buldu. Bobo ise çok istedi çok çalıştı ama gol atmak bu maçta kısmet olmadı. Fakat çok doğru işler yaptı sahada. Oynadığı futbolla, şampiyonluğa oynayan bu takımda her zaman sahada olması gerektiğini kanıtladı. Aferin Brezilyalı gencimize. Bunca zaman yedek soyunda, kapris yapmadı, formayı kaptı...

BEŞİKTAŞ KORNERDEN GOL ATAR; AMA BOBO SAHADAYSA..
Bunca kornerde, duran topta ortalar iyi yapılmadığı için değil, GOL ATACAK ADAMLAR YANLIŞ YERDE VE YANLIŞ BİÇİMDE DURDUĞU İÇİN gol atamıyoruz. Korner veya serbest vuruş gibi duran top kullanılırken gol atmak için kendinize bir yer belirleyip orada dikilmek, yanlışların en büyüğüdür. Durduğun yerden zıplayıp vurulmaz duran topta gelen ortaya. Zira rakip defans oyuncusu da dibinizdedir, sizi kucağa almıştır, sizi mutlaka bozar, vuramazsınız o topa istediğiniz gibi.


Hakan Şükür'ün duran toplara yaptığı hareketlenmeyi bir hatırlayın mesela. Top havada süzülürken, Hakan da topun ineceği noktaya doğru hareketlenir, rakip savunmacıdan bir hamle önce hareket ettiği için ve çok iyi zamanlamayla zıpladığı için o topa mutlaka vururdu. Şimdi bir de bizimkileri düşünün.. Hakan Şükür gibi havadaki topa koşarak hamle yapan var mı? Yok! Hepsi durduğu yerden bekliyor topu. "Kafama inse de, kimse müdahale etmese de gol atsam.." O golü ben de atarım canım!..

Ama Bobo, hava toplarına hareketlenme konusunda diğer oyuncularımıza göre nispeten daha başarılı. Ya kendisi vuruyor topa, ya da sabit dikilmediği için rakip savunmacıların aklını karıştırıp, hata yapmalarını sağlıyor. Trabzon maçında kornerden gelen topla attığı kafa golünü hatırlayın.. Antep maçında ceza sahasını karıştırıp, rakip savunmacıların Nobre'yi ıskalamalarına sebep oluşunu hatırlayın..

Beşiktaş adına sahanın en kötüsü Serdar Özkan'dı. İçim kan ağlıyor bunları yazarken ama doğru maalesef. Zaten Trabzon maçında yediğimiz golün hazırlayıcısı da yanlış hatırlamıyorsam kaptırdığı topla yine Serdar Özkan'dı... Birkaç iyi pozisyonda pas vermek yerine özgüvenini kazanmak adına kendisi denedi, yüzüne gözüne bulaştırdı. Oysa asist yapsa, gözümüzde daha da büyüyecek, özgüveni de daha kolay gelecekti. SERDAR ÖZKAN! SEN GOLCÜ DEĞİLSİN, GOL HAZIRLAYICISISIN. BUNU KAFANA SOK!..

ERNST TAMAMDIR ARKADAŞLAR..
Beşiktaş Siverisson, Yankov, Giunty ve Tayfur'dan sonra nihayet orta sahanın ortasına bir GÖREV ADAMI BULDU. İcraatlarını beğenmesem de bu adamı bulup alıp getirenleri ayakta alkışlıyorum. Ernst'i Beşiktaş'a kazandırmak, hakikaten iyi bir hizmettir. Yalnız Denizli'ye şunu hatırlatmak istiyorum: HOCAM! Senin takımında hiçbir şey yapmadan sezon sonunu bekleyen Cisse, Ernst'in yanında artık fazlalık olmaya başladı. Takıma katkısı olmadığı gibi, 90 dakikanın en az 60-70 dakikasında kaçak oynadığı için 10 kişiyle oynamamıza sebep oluyor. Yani demem o ki; TEK ÖN LİBERO İLE OYNA HOCAM.. Böylece, diğer bölgeler için alternatifin de artar...

Delgado ve Yusuf'suz, 10 numarasız oynadık ilk yarı boyunca. Pozisyon da üretemedik. İkinci yarı pozisyonu değiştirilen Tello bu işi gayet başarıyla yaptı. Demek ki neymiş, Tello ya sol açık, ya da forvet arkasında çok başarılıymış. Sağ tarafta ise yeterince verimli değilmiş...

BEŞİKTAŞ ORTA SAHASINDA OYNAYAN FUTBOLCULARA SESLENİYORUM!
Rakip ceza sahasına girmeden maç tamamlayan orta saha topçusu istemiyoruz! Sizlerin birinci görevi gol attırmaktır. İkinci göreviniz ise takım savunmasına katkı yapmaktır. İşinize geliyorsa... Rakip ceza sahasına girin, verkaç yapın, duvar olun, bol bol şut atın, ARTIK LÜTFEN SANTRFORLARIMIZA ASİST YAPIN. Uzun lafın kısası İŞİNİZİ YAPIN!..

İBRAHİM ÜZÜLMEZ ve İBRAHİM TORAMAN'IN YÜREKTEN OYNAYIŞLARI, tüm takımı ateşliyor. İlhan Mansız'dan, Pascal'dan gördüğümüz o tetikleyiciliği, o uyandırıcılığı, o ateşlemeciliği, o başarısızlığa isyanı, bu iki cengâverimizde de görüyoruz. Sezon başında başlarından geçen hadiselere rağmen, takımın en çok ihtiyaç duyduğu şu günlerde ön plana çıkıp arkadaşlarına MEŞALE oluyorlar. Kendilerini gönülden kutluyor, alınlarından öpüyorum. Hem takımı ateşliyorlar, hem gençlere mükemmel örnek oluyorlar. Vallahi helal olsun!..

Antep deplasmanında bana göre takımın iyileri Üzülmez, Toraman, Ernst, Sivok, Tello, Nobre ve Bobo'ydu. Kötüler ise Sördar Özkan, Cisse idi. Vasat bulduklarım Gökhan Zan ve Rüştü'ydü.

Takımda 7-8 kişi iyi oynayınca kaybetmezsiniz. O 7-8 kişi koşup mücadele etmenin yanında bir de gole yönelik organizasyonların içine girerlerse o zaman mutlaka kazanırsınız...

Bu arada; Rüştü'nün gözüne uzaktan lazer ışık tutanların, futbol ailesi içerisinde yerinin olmadığını düşünüyorum. Futbol spordur. Spor centilmenlik ve rakibe saygıyı gerektirir. Atatürk'ün dediği gibi spor, zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklı olmayı gerektirir. Bu hem spor yapan için, hem organizasyonlarda yer alan seyircisinden stat görevlisine, hakeminden top toplayıcısına, yöneticisinden, antranöründen malzemecisine kadar herkes için geçerlidir...


Gaziantepspor'u Antep'te yenmek gerçekten önemli bir iştir. Beşiktaş haftayı önemli bir başarıyla kapattı. Kara Kartal, kazanması gereken bir maçı, ikinci yarıdaki saha içi organizasyon değişiklikleriyle de olsa kazanmayı başardı. Bundan sonraki her maçını da kazanması gerekiyor. Ama bunun için rakibin işini ilk yarıda bitirmenin çareleri aranmalıdır. Şampiyon gibi oynamak için ikinci 45 dakikayı beklemek Fener maçında, Galatasaray maçında ve Trabzon maçında olduğu gibi başımıza iş açabilir... "Önce durdur, sonra vur" stratejisi, Şenol Güneş'in Trabzonspor'uyla beraber bitmiştir...

Bumerang - Yazarkafe

Google