Bu son hata olsun...


İ.Belediye:2 - Beşiktaş:1

Ertuğrul Sağlam'a olan inancım ve güvenim sarsıldı! Oyuncu tercihlerinde eli kolu bir anlamda ama bir yere kadar bağlıydı. Buna karşılık görev dağılımı beni şok etti. Yine de lig bitene dek desteklemeye devam edeceğim... Zaten şampiyon olursa hatalarından ders çıkarmış demektir...
- Ali tandoğan bu ligin en iyi sağ açık oyuncularından biridir. Ama vasat bir sağ bektir.
- Holosko ise bu ligin en iyi forvetlerinden biridir. Ama vasat bir sağ açıktır.
- Serdar Özkan bu ligin önemli "hücuma yönelik orta saha" oyuncularından biridir. Ama vasatın altında bir "savunmaya yönelik orta saha" oyuncusudur.
- Kanatsız Kartal olmaz! Kanatsız futbol takımıysa onmaz...





Ertuğrul Sağlam, orta sahanın kanatlarını içe doğru çekip, kanat bindirme işlerini beklere bırakıyor. Beklerinden hem savunma hem hücum istiyor. Ama ortada bir gerçek var: Senin bekerin bu iki işi birden "iyi" yapamıyor işte. O zaman da kanatlar vasatı geçemiyor, forvetlere orta bile gelmiyor. Orta saha oyuncuların da pres altında pas çıkaramadığı için hücum oyuncuların top çıkarmak için orta sahaya kadar geliyor. Hal böyle olunca hücumdaki etkinliğin otomatik olarak ve büyük oranda azalıyor...

Elbette takımdaki herkes teknik direktörün verdiği her görevi yapmak zorundadır. Ama her insan her işi "çok iyi" yapamaz. "İdare etsin yeter" diyemezsiniz. Bu düşünce ancak orta sıra takımları için geçerli olabilir. Büyük takımda herkese en iyi yaptığı işi görev olarak vermek zorundasınız. Tabii ki bazı kritik görevler için nitelikli adam sıkıntısı hissedilecektir bu defa. Kadro o kadar geniş ve dengeli değil. Ama bu eksiklik, en fazla 1-2 kişilik bir eksiklik olur...
Şimdi biraz detaylara girelim..
Ön libero diye adlandırılan görevi; orta sahada savunma yapma, rakibi oyalayarak defans oyuncularına pozisyon almak için zaman kazandırma, rakip atakları bozma, rakibe ilk baskıyı yapma vazivesini, hem de Tijikuzu karşısında Serdar Özkan'a vermek ciddi bir hataydı. Basının bir haftalık gazına geldi, bu hatayı yaptı. Serdar Özkan'a Cisse'nin yerinde savunmatik iş yaptırmak için Serdar'da ne gibi bir ışık gördü bugüne dek? Serdar Özkan'ın bilinen en önemli özelliği, çok koşmasıdır. Ama ön liberonun çok koşmasından ziyade çok boğuşması, çok top çalması lazım. Serdar'da boğuşacak fizik bile yok! Serdar Özkan'ı, idol olarak gördüğü Delgado ile yanyana orta sahanın ortasında oynatmak, ön liberosuz oynamak demektir. İkisi de top kapmak yerine kapılmış topları kullanmayı tercih eden futbolcular. Örneğin Serdar Özkan bu maçta yalnız 2 (iki) kez önemli anlarda (tehlikeli rakip ataklarında) top çaldı...

Ayrıca Holosko'yu "hâlâ" sağ kanatta oynatmak, futbol adına "ayıptır"! Bugüne dek Holosko'yu sağ kanatta oynattığın kaç maçta puan kaybetmedin? Kaç gol attın? Çocuk bu maçtaki tek Beşiktaş golünü, hem de ilk yarıda atarken de mi anlayamadın hata yaptığını?
Holosko'yu sağ kanada "hapsedince" Beşiktaş tıpkı ligin ilk yarısındaki gibi Bobo-Nobre ikilisinin verimsiz uyumuna bel bağladı. Ya Hu Ertuğrul Hoca! Bu adamlar sezonun koskoca ilk yarısı boyunca böyle oynadılar da kaç gol attılar? Ne çabuk unuttun takımın gol kısırlığı çektiğini? Biz Holosko'yu bunun için transfer etmedik mi? Ayıp oldu hocam. Hem futbolun gerçeklerine, hem Beşiktaş'a hem de Holosko'ya...
Oysa rakibin stratejisi belliydi: Çakılı savunma, öncelikle Beşiktaş orta sahasının pas trafiğini bozmayı hedefleyen kalabalık ve presli orta saha, kontra ataklarla gol arayan hızlı hücum hattı. Bunu bilmeyen yoktu. Bugüne dek bütün büyük takımlara karşı böyle oynadılar ve hepsinden de puan(lar) çıkardılar. Karşı strateji olarak bugüne kadarki en verimli forvet ikilisini bozmak mı gerekiyordu? Orta sahanın direnci neden artırılmadı?
Bobo yedek oturtulup, Nobre-Holosko ikilisi ile sonuç sağlandıktan sonra, (fener maçı öncesi formunu yükseltsin diye) ikinci yarı Nobre'nin yerine oyuna alınmalıydı. Tandoğan-Özkan ikilisi arka arkaya oynatılsa bile sağ kanat çok daha iyi işlerdi, forvete bol bol orta gelirdi. Orta sahanın ortasında, Delgado'nun yanında mücadele gücü ve savunma özellikleri daha yüksek bir oyuncu oynatılmalıydı. Gordon eldekiler içinde en ideal olanıydı.. Bu durumda Zan'ın yanında (Baki sakatlandığı için) alt yapıdan adam alınabilirdi. Sonuçta rakip Real Madrit değil, kontra atak yapacağı besbelli bir takımdı. Benim adayım Koray Şanlı'ydı..

Hakemler maçı istedikleri gibi tamamladılar!..
Maçın kaderiyle bilerek ve isteyerek oynadılar. Yalnız maçın ilk yarısında yaptıkları art niyeti belli bariz ters kararlarını anlatmak bile bir sayfa sürer. Rüştü'yü sakatlayan Adriano'ya kart gösterilmeşinin bile bir izahı olamazken, kamekcler faul bile vermediler. Tıpkı haftalar önce Cisse'nin sakatlandığı pozisyonda sergilenen kötü niyet gibi...

42.dakikada Belediyespor ceza sahası içinde Bobo'yla boğuşan Belediyeli Ekrem'in, 30 saniye kadar süren (Bobo'nun hakeme şikayet ederek açıkça gösterdiği ama ne hikmetse hakemlerin oralı olmadığı) "sarılma-itme-çekme" hareketlerinin tamamı buz gibi PENALTIYDI! Israrla vermediler... Bobo da en sonunda isyan etti. Ben bu pozisyonda herkesin aksine, Bobo'ya kızmıyorum. Çocuğu isyan aşamasına getiren hakemlere kızıyorum.

Tüm hakemler zannetmesinler ki öteki tarafta takımlara yaptıklarının hesabını vermeyecekler. Beşiktaş'lı, hakkını helal etmiyor. (Bu dünyada, bu federasyonlarla, bu MHK'lerle ceza almayacaklarını, bilakis ödüllendirileceklerini biliyorum. Onun için Allah'a havale ediyorum... )

İşin tuhaf tarafı; o pozisyonda oyunculara bakmakta olan yardımcı hakem, Bobo'ya yapılanlara olduğu gibi Bobo'nun hareketine de kayıtsız kaldı. Ne bayrak kaldırdı, ne işaret etti.. Demek ki ortada oyun kurallarına ters düşen (penaltılık veya kırmızı kartlık) bir durum yoktu.

Orta hakem Hakan Sivriservi, oyuncuların yüzü kendisine dönükken başlayan PENALTI hareketlerine yalnızca seyirci kaldı.. Bobo'nu itiraz ve uyarılarına da yalnızca baktı.. Ama hiç bir tepki vermedi. Futbolcuların yüzü taç çizgisine doğru döndü. Hakem artık hareketleri net olarak göremiyordu. Herşey yardımcının kontrolüne geçmişti. Ama Bobo gözünün önünde tartaklandığı halde yardımcı! hakem de orta hakem de oyunun kuralları içinde icra edilmesine yardımcı olmadılar.

Nihayet adaletin sağlanmadığını gören Bobo sinirlerine hakim olamayıp isyan eder etmez, yardımcısı da herhangi bir ihlal bildirmediği halde, göremediği bir yumruk! için Bobo'ya kırmızı kart gösteren orta hakem Hakan Sivriservi, Bobo'ya kırmızı kart göstermek için koşarken "işte fırsatını buldum!" der gibiydi...

O kadar babayiğittin de Bobo ceza sahası içinde 30 saniye boyunca itilip-çekilirken, tartaklanırken neredeydin?..

Sonuç olarak..
Beşiktaş fener ve Sivas'ı yendiği takdirde puan kaybetme hakkı da olacaktı. Zira rakiplerinin birbirleriyle oynayacağı maçlar var... Bu mağlubiyeti, kredisini erken kullanmak olarak algılayalım. Beşiktaşlı futbolculara kalan tüm maçlarını kazanmaları temennisiyle, başarılar dileyelim.

Gelelim teknik heyete..

Bu gemide hepimiz varız. Ama dümen sizin elinizde. Durum çok kritik. Böyle hatalar yapmaya devam ederseniz gemi karaya öyle bir oturur ki... Elinizdeki malzemenin her yönüyle dört dörtlük olmadığını biz de biliyoruz. Bazı kritik mevkiilerde sıkıntı yaşadığınızı da biliyoruz. Ama zorlukları aşmak için icat çıkartacak günlerde değiliz. Elinizdeki malzemeden maksimum yararlanmalısınız. En iyi forvetinizi forvette, en iyi sağ açığınızı sağ açıkta, en iyi stoperinizi stoperde kullanmalısınız.
Bir iki eksik var diye üç dört oyuncunun yerini değiştirirseniz, çocuklar da maymuna döner. Futbol bilgisayar oyunu değildir. Sanal verilerle değil, insanla oynanır...

Son söz yönetime..
Stat projesini gündeme getirdiniz. Bu arada sakın ola maçlarımızı Olimpiyat stadında oynamayalım. Bu stat galatasarayı perişan etti, darmadağın etti. Bizi de tuz-buz eder... Taraftar coşkusu da, baskısı da olmuyor. En az 3-4 sezonumuza mal olur bu zaaf. Belimizi doğrultamayız.. Başka çözüm bulun... Stadımızı bir yandan maç oynayarak bölüm bölüm yapın, o bile bundan çok çok daha iyi olur... Aman!...



Bumerang - Yazarkafe

Google