Ak koyun - Kara koyun!..


Beşiktaş'ın Liverpool'u 2-1'le geçtiği maçın onbiri:
Hakan
Tandoğan - Zan - Toraman - Üzülmez
Serdar Ö - Serdar K - Cisse - Tello
Delgado - Bobo
Türkiye Kupasında Ç.Rizespor'a 1-2 kaybettiği maçın onbiri:
Rüştü
Kaş - Diatta - Baki - Sedef
Yozgatlı - Rico - Koray - Aydın
Higuaine - Nobre

Tamamen farklı iki onbir!..


Önce 'henüz 11'ini bulamadı' diye eleştirdik Ertuğrul Sağlam'ı. Sonra, 11'ini büyük oranda belirleyince 'yoğun ve zor maç trafiğinde kadroda yeterince rotasyon yapmıyor' dedik İstanbul Büyükşehir Belediyespor'la berabere kaldı diye. Ç.Rizespor mağlubiyetinden sonra da 'kadro bu kadar da degistirilmez ki' dedik doğal olarak...
Aslında Ertuğrul hoca da haklı kendine göre.. Ligde puan kaybına tahammül yok. Onca çabadan sonra kazanan, birbirine alışan takımı değiştirmek ne kadar doğruydu? Belediye maçına bu nedenle rotasyonsuz çıktı Sağlam. Diğer taraftan Ç.Rizespor'la oynanan kupa maçı, o kadar da riskli görünmüyordu maç öncesinde. Rizespor'un gücü ve ligdeki yeri belli. Üstelik 'ölüyü bile diriltir' denilen tribünlerimiz önünde oynuyoruz.. Bu maçta puan kaybı zor ihtimal. Velevki kaybedilse bile telafisi mümkün. Geri kalan 3 maça asılırsınız, üst tura çıkarsınız. Geçen sene ve evvelki sene olanlar ortada... Maç öncesi düşünülen bu hafifletici sebepler nedeniyle kadrodaki değişim normal gibi göründü.

Ama eleştirdiğimiz nokta da zaten burası oldu: Bu kadar büyük bir değişim normal değildi. Zira maçı forma değil, içine girenler kazanacaktı. Evet, Beşiktaş kadrosuna girebilmiş her futbolcu değerlidir ve Rize maçını 'havada-karada' kazanmalıdır. Fakat henüz bu sene şekillenmiş bir ekibin 11'inde bir arada oynamamış, birbirine alışmamışbir topluluk, "takım olma" özelliklerini tam anlamıyla yansıtamazdı sahada. Nitekim öyle de oldu.Dağlara taşlara atılan pasların ardından "kardeşim nereye atıyorsun" bakışlarına karşılık "aa orada kimse yokmuydu" bakışları.."Koşsana be" serzenişlerine "nereye" cevapları.. "Bırak" nidalarına karşılık, "ne olur ne olmaz" endişeleri..
Ç.Rizespor gibi hocasını değiştirmiş, yeni bir "düzene girmiş" takımın karşısına "düzensiz" bir ekiple çıkmak ne kadar doğruydu? Siz ne kadar oyuncularınıza düzen telkin ederseniz edin maç öncesi, o adamlar bir arada bir düzenin parçası olmamışlar ki hiç, daha önce!..
Uzun lafın kısası; Ertuğrul hocanın teknik direktörlükteki dördüncü yılında, her geçen gün tecrübe oluyor onun için. Kendisinin kalitesi, futbolcuyken iyi hocalarla çalışmış olması, onlardan öğrendikleri, kişisel gelişimiyle kısacık teknik adamlık deneyimindeki açıklarını kapatacağına inancımız sürüyor ve kendisine güvenmeye devam ediyoruz. Kritik puanları kaptırmamak için azami çalıştığına ve ciddiyetini hiç kaybetmeyeceğine inanıyoruz...
Fakat şunu da vurgulamadan bitirmek istemiyorum:
Sevgili ve birbirinden değerli futbolcu arkadaşlarımız!
Sırtınıza giydiğiniz formanın "kutsallığını" biliyor ve kabul ediyorsunuz farzediyoruz. Formasına saygı duymayan varsa Ocak ayını beklemesin lütfen.
Biz de bilelim ak koyunu kara koyunu...




.

Bumerang - Yazarkafe

Google